Gelişimsel Kalça Displazisi (GKD)

Gelişimsel Kalça Displazisi (GKD)

Kalça problemleri çocukluk ve adolesan yaş grubu içerisinde oldukça sık olarak görülen bozukluklardır. Ülkemizde gelişimsel kalça displazisi de(GKD) sık olarak görülen kalça sorunlarının başında yer almaktadır.
Tanım:

Gelişimsel kalça displazisi tanım olarak klinik olarak normal ancak ultrasonografik veya radyolojik olarak tespit edilebilen kalça sorunlarından klinik olarak belirgin kalça dislokasyonuna kadar uzanan geniş bir spektrum içerisindeki kalça problemlerini tanımlar.
Sıklık:

GKD 2.7-17/1000 canlı doğumda görülmektedir. Ancak kalça dislokasyonu sıklığı 1/1000 canlı doğum olarak verilebilir.
Etiyoloji:
Hastalığın etiyolojisi multifaktorialdir. Fizyolojik, mekanik ve genetik nedenler hastalığın etiyolojisi içerisinde yer alırlar.
Risk Faktörleri:

GKD için tanımlanmış risk faktörleri mevcuttur. Risk faktörleri özellikle tarama için aday bebeklerin belirlenmesinde önemli rol oynarlar. Bu faktörler şunlardır:
1- Aile öyküsü varlığı
2- Kız cinsiyet,
3- Makat geliş,
4- İlk gebelik,
5-Oligohidramnioz,
6-Konjenital musküler tortikoliz,
7-Metatarsus adduktus,
8-Kundak uygulanmış olması,
Tanı:

Gelişimsel kalça displazisi tanısında hikaye önemli yer tutar. Özellikle bebeklerde gebelik, doğum ve doğum sonrasının sorgulanması esastır. Fizik muayenede hastanın yaşına göre instabilite testleri (Ortolani, Barlow), abduksiyon kısıtlılığı, ekstremiteler arasında uzunluk farklılığı, yürüyen hastalarda aksama, daha ileri yaştaki hastalarda kalça eklem ağrısının
varlığı ve fizik muayenede özel testlerin uygulanması ile eklem instabilitesinin belirlenmesi tanıda önemlidir. Yaşamın ilk 6-10 ayında tanının doğrulanması için yapılacak ideal tetkik metodu infantil kalça ultrasonografisidir. Ultrasonografinin tanıda ve tedavinin izleminde bu yaş grubunda önemli yeri vardır. Bir yaş ve üzerindeki hastalarda ideal tanı metodu direk radyolojik incelemedir.
Tarama:

Ülkemiz şartlarında her yenidoğanın taranması mümkün olmamaktadır. Bu nedenle klinik muayenede pozitif bulgu tespit edilen ve özellikle risk faktörlerinden bir veya birden fazlası mevcut olan bebeklerin yaşamın ilk 4-6 haftasında ultrasonografik olarak taranması gereklidir. Ancak unutulmamalıdır ki ideal tarama metodu dinamiktir ve yürüme çağında
özellikle şüpheli olguların tekrar değerlendirilmeleri gereklidir.
Korunma:

Ülkemizde kültürel olarak önemli bir sorun olan kundak uygulaması GKD için önemli bir risk faktörüdür. Ailelerin kundak uygulamamak yönünde eğitilmeleri gereklidir. Ayrıca bebeklerin taşınması, uygun kıyafet seçimi korunmada önemli noktalardır. ilave olarak özellikle hekimlerin ve yardımcı sağlık personelinin hastalık hakkında eğitilmeleri korunma için
gereklidir.
Tedavi:

GKD tedavisinde amaç stabil, normal hareket genişliğine sahip, ağrısız ve radyolojik kriterlere göre normal sınırlarda bulunan kalça eklemi elde etmektir. Bu amaca ulaşmanın temel yolu erken tanı ve erken tedavidir. Hastalığın tedavisi yaş büyüdükçe daha karmaşık hale gelir ve sonuçları artan yaş ile kötüleşir.

Tedavinin temel hareket noktası stabil ve konsantrik redüksiyonun elde edilmesi ve bunun idame ettirilmesidir. ilk bir yaş içerisinde bu konservatif yöntemlerle sağlanırken, 1 yaşından sonra stabil ve konsantrik redüksiyon genellikle cerrahi girişimlerle sağlanır.

Yaşamın ilk 4-6 ayında ideal tedavi metodu Pavlik bandaj uygulamasıdır. Pavlik bandajı bebeğin eklem hareketlerine belli sınırlar içerisinde izin veren dinamik bir cihazdır. Ailenin uyumlu olması, tedavinin başlangıç dönemlerinde haftalık kontrollerin gerekli olması metodun zorluklarını oluşturur.

4-6 aylık dönem sonrasında başvuran hastalarda genel anestezi altında kapalı redüksiyon ve redüksiyonun idamesi için alçı uygulaması gereklidir. Bu yaş grubunda cerrahi tedavi ancak kapalı yöntemlerle stabil ve konsantrik redüksiyonun sağlanamadığı durumlarda gereklidir.

Bir yaşından sonra tüm hastalarda redüksiyon açık (cerrahi) olarak gerçekleştirilir. 18 aydan büyük hastalarda açık redüksiyona ilave olarak sekonder pelvik ve/veya femoral osteotomiler tedavinin bir parçası olarak gündeme gelir.

6 yaşından büyük hastalarda tedavinin sonucu genellikle daha kötüdür. Bu nedenle hastalığın 6 yaşından daha küçük dönemlerde tedavi edilmesi önemlidir. 10 yaşından büyük başvuran hastalara genellikle kurtarma girişimleri endikedir ve bu hastaların beklentileri tam anlamıyla karşılamaktan uzaktır. ileri yaşlarda başvuran hastalarda tedavi hastanın yaşı ve klinik durumuna göre yapılmalıdır.
Sonuç:

GKD ülkemizde de sık olarak görülen önemli bir kalça sorunudur. Hastalığın erken tanınması ve tedavisi ile mükemmel sonuç elde etmek mümkündür. Ancak erken tedavi edilmeyen hastalarda sonuç daha kötü olmaktadır. Bu nedenle tüm yeni doğanların muayene edilmesi, hastalığın risk faktörlerinin bilinmesi ve riskli hastaların taranması aynı zamanda önemli bir sosyal sorun olan bu hastalığın önlenmesini mümkün kılacaktır.